Foça ÖÇK Bölgesi’nin Karaburun’a kadar genişlemesi gerekli

18.06.2012
İzmir Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Şube Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yunus Emre Dinçaslan, Foça ÖÇK Bölgesi’nin, Yeni Foça girişi ve Karaburun’a kadar genişletilmesini istediklerini belirtirken, en büyük sorunlarının teknik eleman eksikliği olduğuna dikkat çekti. Dinçaslan, Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’nin pek çok yeniliği getirdiğine işaret ederken, projenin asıl yararlarının ise proje tamamlandıktan sonra görüleceğini ifade etti.

Dinçaslan, Proje İletişim Uzmanı Aycan Alp’in sorularını cevapladı.

 

----------------

 

Sayın Dinçaslan, öncelikle Foça ÖÇK Bölgesi hakkında bilgi verir misiniz? Alanda yürütülen faaliyetler nelerdir?

 

Foça ÖÇK Bölgesi, 1990 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla, ortalama 27 km2’lik bir alanda oluşturulmuş, 2007 yılında Sualtı Araştırmaları Derneği’nin önerisi ile tekrar bir Bakanlar Kurulu kararıyla bu kapasite yükseltilmiş ve 72 km2’lik bir alanda faaliyetlerini göstermesi kabul edilmiştir. Mülga İzmir ÖÇK Müdürlüğü, Foça’da 2010 yılında konuşlandırılmış ve 2010 yılından itibaren de bu faaliyetlerini sürdürmektedir. 383 no’lu KHK ile Türkiye’de oluşturulan ÖÇK Bölgeleri’ndeki tüm iş ve işlemler Müdürlüğümüzde de yürütülmektedir.

 

Bunların ilk başında, Foça için en büyük değer olan Akdeniz keşiş foku izleme çalışmalarımız, araştırma ve izleme projesi kapsamında devam etmektedir. Şu anda hala o proje, anket çalışmaları ile Müdürlüğümüz uzmanları tarafından takip edilmektedir. Akdeniz keşiş foku habitatlarının korunması ve bununla ilgili eylem planlarının gerçekleştirilmesi çalışmaları da yine Müdürlüğümüz tarafından yürütülmektedir. ÖÇK bölgelerinde faaliyetlerin sürdürülmesi kapsamında, su kalite izleme çalışmaları Foça ÖÇK Bölgesi’nde sürdürülmektedir. Bunun yanında, gerek belediyelerle, gerek Foça Kazı Başkanlığı’yla ve STK’larla, mülga Özel Çevre Koruma Kurum Başkanlığı (ÖÇKKB) tarafından birçok proje gerçekleştirilmiştir. Bunların başında, örneğin Foça Kazı Başkanlığı’yla Osmanlı mezarlığı tekrar revize edilmiş; Foça meydanında ön liman girişindeki kaldırım revizyonu projesi belediye ile karşılıklı mukavelelerle tamamlanmıştır.

 

Bu faaliyetleri yürütürken kuşkusuz çeşitli sorunlarla karşılaşıyorsunuz. Belli başlı sorunlarınız nelerdir ve bu sorunları aşmak için neler yapılması gerekiyor?

 

Mülga Foça ÖÇK Müdürlüğü, 2010 yılında kuruldu. Bildiğiniz üzere 17 Ağustos 2011’de de Kurum Başkanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne dönüştürüldü. İş yükleri, birkaç kat mutlaka ki arttı. Ancak bizim, hem Foça ÖÇK iken hem de şu andaki en büyük eksikliğimiz, tabi ki teknik eleman eksikliğimiz. Bu teknik elemanları, devletin tasarrufu altında mutlaka atamayla ya da başka yollarla bekliyoruz.

 

Onun haricinde, Foça ÖÇK Bölgesi’nde faaliyetlerini devam ettiren ÖÇK içerisinde denize kıyısı olan birçok alanda günübirlik tesis gibi, mobil büfeler gibi işletmeciler var. Bunlarla ilgili tüm denetimlerimizi fevkalade düzgün yapmaya çalışıyoruz. Genel sorunlarımız bunlardır.

 

Genellikle ÖÇK bölgelerinin sınırlarıyla ilgili sorunlar telaffuz edilir. Foça ÖÇK Bölgesi’nde de sınırlarla ilgili sorunlarla karşılaşılıyor mu?

 

2007’de, az önce söylediğim gibi, ortalama 72 m2’lik bir artış yapılmış. Ancak; ÖÇK bölgesi nedir? Bir değer eğer ki tehdit altındaysa, baskı altındaysa, o değeri korumaktır. Foça’daki değer nedir? Akdeniz keşiş fokudur. Birçok değeri vardır onun yanında ama en önemli değer, Akdeniz keşiş fokudur. Akdeniz keşiş fokunun dünyada ortalama 500-600 bireyi kalmış, Türkiye’de 100 bireyinin olduğu söyleniyor, anketler sonucunda, 50-10 civarında Foça’da olduğu söyleniyor. Böyle önemli bir değer, sadece 72 km2 -ki karasal alan da var bunun içerisinde- yaşıyor olabilir mi sizce? Mümkün değil. O yüzden biz, ÖÇKKB kapatılmadan çok kısa süre önce, ulusal ve uluslararası literatürü tarayarak, bu Monachus monachus’un hangi koylarda kaydı var, bunları çıkarttık ve bu kapsamda Foça ÖÇK Bölgesi’nin, şu andaki Eski Foça’dan yeni Foça’ya kadar genişletilmesini teklif ettik. Çünkü, Eski Foça’da yaşayan fok, oraya da gidiyor. Hatta eski Foça’da yaşayan fok, Karaburun’a da gidiyor. Bakın bu çok önemli. Bir fokun ortalama yüzüş mesafelerine literatürden baktık, o mesafeyi bir buçuk saatte yüzebilecek kapasitede bir hayvan. Dolayısıyla, Karaburun’daki, Mordoğan’daki mağaraları da kullanıyor, oradaki üreme alanlarını da kullanıyor. Foça’da gördüğünüz fok, Karaburun’da da gördüğünüz fok. Dolayısıyla biz, İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü olarak, Foça ÖÇK Bölgesi’ni, Yeni Foça girişine kadar genişletmenin yanı sıra, Karaburun bölgesinin iç tarafa bakan kısmını Foça’ya kadar denizel alanları da içine katacak şekilde değerlendirilmesi için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde bir komisyon kurduk. Komisyon Başkanlığını da ben yürütüyorum, literatür altyapısını topluyoruz, altlıkları oluşturmaya çalışıyoruz. Karaburun Belediyesi’ni bu konuda bilinçlendirme toplantısı yaptık. Belediye Başkanı’nın oldukça istekli davrandığını gördük, bu bizi sevindirdi.

 

Bir kıyaslama yapmak gerekirse, Muğla’da dört ÖÇK bölgesi varken İzmir’de bir tane ÖÇK bölgesi bulunuyor. Anlattıklarınız doğrultusunda, İzmir’de daha fazla ÖÇK bölgesine ihtiyaç olduğu söylenebilir mi?

 

Bu çok önemli, bakın; Eski Foça’daki fok, bir saat yüzerek Karaburun’a geçebiliyor. Geçen sene şöyle bir proje teklif etmiştik; bunları uydudan izleyelim diye. Foklarda böyle bir çalışma yapılmamıştı. Bunun altlığını oluşturduk biz ama olmadı. İşte kurumlar kapandı, kanunlar değişti… Belki tekrar bunu teklif edebiliriz. Çünkü o fok, o gördüğünüz karşı tarafa giden fokla aynı fok. Şimdi burası özel çevre, öteki tarafın ne eksiği var, aynı fok oraya da gidiyor.

 

Karaburun’u için altyapıyı oluşturduk. Hatta Foça ile Karaburun arasındaki iç denizin tamamın ÖÇK bölgesi olmasını sağlamak için altlığını oluşturuyoruz. Zaten bu bizim deniz ve kıyı ekosistemlerini koruma stratejileri eylem planımızda da mevcut olan bir şey. Biz km2’yi arttırmalıyız.

 

Gelelim Sığacık’a. Sığacık’ta da Akdeniz keşiş foku kaydı var. Seferihisar’a da “sessiz şehir” deniliyor, niye orası da olmasın? Ama bakın biz şu yanılgı içerisine düşmemeliyiz; Türkiye’deki tüm korunan alanlar çok önemlidir. Bizim genel müdürlüğümüz, ÖÇKKB kapatıldıktan sonra oluşturulan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, çok önemli bir kurum. Hem iş ve işlemler bakımından, hem de görev ve yetkiler bakımından. Bu görev yetkiler içerisinde, doğal sit alanlarının, tüm korunan alanların yönetimi vardır. Ben tabi ki hepsini çok önemsiyorum ancak Özel Çevre Koruma gerçekten “özel”dir. Kimse şunu algılamasın; “ÖÇKKB kapatıldı, özel çevre bitti!..” Böyle bir şey yok. Kanunda zaten “383 devam eder” diyor. Dolayısıyla biz İzmir olarak ne kadar koruyabilirsek, ne kadar koruyucu, koruma anlayışıyla yaklaşabilirsek kendimizi o kadar huzurlu hissedeceğiz. Gerekirse Karaburun’un da teklifini vereceğiz, Foça’yı genişleteceğiz, iç denizi yapacağız, Sığacık’a gideceğiz belki Sığacık’ta o potansiyeli, altyapıyı oturtabilirsek. Ama tabi bizim için önemli olan şey, bütün çalışmalarımızı bilimsel altlıklara dayandırıyoruz, uluslararası literatürü tarıyoruz, verilerimizi yazarken, gerek genel müdürlüğümüze, gerek bakanlığımıza sunarken, tamamen atıflarda bulunarak, “bunlar burada var, şu tarihte şunun kaydı burada var” diye veriyoruz ki işimizi düzgün yapmaya çalışıyoruz. Korunması gereken yeri gerçekten de en üst düzeyde korumayı istiyoruz.

 

Söz ettiğiniz çalışmalar kapsamında Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi nerede duruyor? Genel olarak projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Bakın çok önemli bir soru, şöyle ki; bu proje, Akdeniz’de alan olarak en fazla korunan deniz ekosistemleri sahasını ülkemizde oluşturdu. İzmir ÖÇK Müdürlüğü, bu proje kapsamında kuruldu. Çanakkale Saros Körfezi, bu proje kapsamında ÖÇK bölgesi ilan edildi. Dolayısıyla bence şu etapta, bu projenin yararları nelerdir, ne kadar yararlıdır gibi soruları sormak elbette yararlıdır ama bu projenin yararını, bu proje bittiği zaman göreceğiz. Bu projenin çıktılarını, verilerini önümüze koyacağız, Buyduk, bu oldu diyeceğiz.

 

Görüş ve açıklamalarınızı paylaştığınız için teşekkür ederim.