Ayvalık Adaları iki kişilik dev kadroya emanet

14.06.2012
Ayvalık Milli Parklar Mühendisi Atasay Tanrısever, 17 bin 950 hektar genişliğindeki Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nı, iki kişiyle korumaya ve gözetmeye çalıştıklarını belirtirken, en büyük sorunlarının, ziyaretçilerin alana attıkları çöpler ve kaçak yapılaşma olduğunu vurguladı. Tanrısever, Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’nin, bölgedeki ekonomik faaliyetleri geliştirici olmasının, bölge insanının kalkınmasına yardımcı olması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Tanrısever, Proje İletişim Uzmanı Aycan Alp’in sorularına cevap verdi.

 

------------

 

Sayın Tanrısever, sorumluluk alanınızda bulunan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?

 

Bölgemizde 2873 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesine göre hazırlanan bir gelişme planımız var ve bu plana göre faaliyetler yürütülüyor. Belli ölçütlere göre oluşturulmuş bir bölgeleme sistemimiz var, bu bölgeleme sistemimizde, “sınırlı kullanım alanı, kontrollü kullanım alanı ve mutlak koruma alanı” geçiyor.

 

Mutlak koruma alanlarında herhangi bir şey yapılmasına izin verilmiyor. Korumaya ayrılmış olan bölgeler. Bu bölgeler içerisinde korumaya maruz kalan türler ve bu koruma alanı içerisinde kalan yerlerin de hassas bir şekilde korunması gerekiyor. Sınırlı kullanım alanı içerisinde zeytin alanları var, zeytinlik bölgeleri var, tarımsal alanlar var. Kontrollü kullanım alanı içerisinde de yapılaşmaya açılmış alanlar var. Bu alanlar içerisinde tabi özel mülkiyetler çok gündemde.

 

Şu ana kadar yürüttüğümüz faaliyetler arasında, yasal koşulları uygun olan firmalara, denizel alanda kullanılması için bir kafeterya yapılması ve günübirlik kullanım alanı olarak kullanılması izni bulunuyor. Bu yöndeki çalışmalar, turizme katkıda bulunması açısından bizim için faydalı gözüküyor. Bunun dışında, kontrollü kullanım alanı içinde olan yerlerin de izinleri var, onlara da kontrollü kullanım alanı içerisinde izin vermeye çalışıyoruz gelişme planına göre. Gelişme planı hükümlerine aykırı olan talepleri geri çevirmek zorunda kalıyoruz ve plan doğrultusunda yapacağımız işleri yapmaya çalışıyoruz. Bunlar da öncelikle kontrolün sağlanması ve oraya giden hizmetlere daha çok bizim tarafımızdan izin verilmesine bağlı kalınması yoluyla gerçekleştiriliyor.

 

Bu çalışmaları yaparken ne gibi zorluklarla, sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Özellikle sınır ve mülkiyet sorunlarıyla ilgili bazı sıkıntılar olduğu biliniyor, genel olarak karşılaştığınız problemler neler?

 

Genel bir düşünce var…  Bu yerler, Tabiat Parkı içerisindeki özel mülkiyete konu fakat yapılaşmaya izin verilmeyen yerler ancak sanki yapılaşmaya açılmış gibi bir düşünce var.  Biz bu düşünceyi kırmayı düşünüyoruz çünkü gelişme planı hükümlerine göre davranıyoruz. Gelişme planı hükümlerine göre de ancak kontrollü kullanım alanlarında bu yerler açılabiliyor. Bunun dışında, mutlak koruma alanı veya sınırlı kullanım alanı içerisinde olan yerler, zeytinlik arazisi olsa bile herhangi bir yapılaşma söz konusu olamaz. Bu tip zorluklar çekiyoruz. Herkes, “bir ev yapayım değer kazansın, arsam arazim değer kazansın” diye düşünürken biz, onların sadece tarımsal nitelikteyse, tarla vasfındaysa tarla vasfında kullanılması; zeytinlik vasfındaysa zeytinlik olarak kullanılmasını öngörüyoruz. Bu nedenle birtakım zorluklar çekiyoruz. İnsanların yanlış anlamalarından dolayı, yanlış düşüncelerinden kaynaklanan zorluklarımız var.

 

Sınır çalışmalarımızda, tabi, Tabiat Parkı’nı sadece sınırlarına göre değerlendirmemek gerekir. Onun çevresi de Tabiat Parkı’nı etkileyen niteliklere sahip. Bu sebepten dolayı daha dikkatli olmaya çalışıyoruz.

 

Bunun dışında sıkıntımız çöp sorunu. Çünkü gelen ziyaretçiler kontrollü olmadığı için, giriş kontrol ünitemiz olmadığı için maalesef bu ziyaretçilerin çöplerini alana bırakması nedeniyle her yıl önemli çöp sorunuyla karşılaşıyoruz. Biz de bu gönüllü kuruluşlarla veya üniversitelerle, liselerle, okullarla ve belediyenin de katkısıyla orayı temizleme yöntemine başvuruyoruz. Fakat bu da yetmiyor tabi ki… Bakanlığımızın bütçe ayırmasına rağmen herhangi bir temizlik şirketi bulup temizletemiyoruz çünkü “belediye bölgesi” diyorlar. “Belediye bölgesine biz giremeyiz” diyorlar. “Her belediye bölgesi kendi bölgesini temizler” deniyor. Bu sebepten dolayı bir sıkıntı çekiyoruz.

 

Bunun dışında kaçak yapılaşmalar vardı. O kaçak yapılaşmalar için savcılığa suç duyurusunda bulunduk ve bu her geçen sene artıyor. İnsanlar kaçak yapılaşma arzusu içerisinde, Tabiat Parkı sınırlarını delmeye çalışıyorlar. Bunun üzerine biz de savcılığa suç duyurusunda bulunduk, gerekli yasal işlemleri yapmaya çalışıyoruz.

 

Önemli sorunlardan söz ediyorsunuz. Bu sorunları aşmak için imkânlarınız yeterli mi? Mesela kaç kişi çalışıyorsunuz, olanaklarınız buna elveriyor mu?

 

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nı kontrol ve koruma ve diğer işler için- özellikle Av Yaban Hayatı da var- sadece iki kişi çalışıyoruz… Bir mühendis, bir işçi; o da şoför olarak çalışıyor. Aynı zamanda korumayla ilgili bir şoför; hem korumacı, hem daktilocu, büro işlerini yapan çok vasıflı bir eleman diyeyim artık… Gerçekten sıkıntı çekiyoruz. Onun da emekliliği doldu zaten, emekli olmayı düşünüyor. Tabiat Parkı’nda sadece bir mühendis kalacak. Ama zannederim ki bu problemi aşacağız. Çünkü Tabiat Parkı’nın korunması için gerçekten bir ekibe ihtiyacımız var. Sadece Tabiat Parkı’nın değil, diğer işlerin de organize olması lazım. Ama Tabiat Parkı’nın yoğunluğu daha fazla. Çünkü 17 bin 950 hektar bir alana sahip. Bu alanda bir gün boyunca dolaşmak gerekiyor, olumsuzluklara hemen müdahale etmek gerekiyor. Müdahale edilmediğinde zaman aşımından insanlar birtakım rantlar elde etmeye çalışıyorlar. Bu da bizim için sakınca oluşturuyor.

 

Sorunları özetlediniz, peki bundan sonrası için yapılması gerekenler neler? Ne gibi faaliyetler yapılması gerekiyor ki hem bu sorunlar ortadan kaldırılsın hem de sağlıklı bir işleyişe kavuşulsun?

 

Bundan sonra tabi ki bir kadro güçlenmesi yapılması lazım. Kadro güçlenmesiyle birlikte bir program dâhilinde koruma yapılması lazım. Bu program oluşturulduktan sonra da koruma takibi için, koruma izleme yapılması için bu ekiplerin devamlı dolaşması lazım. Araç ve ekipman da gerekiyor tabi ki. Bu sahaları dolaşmak için bir motor tahsis edilebilir; devamlı gezici bir motor.

 

Denizel alanda bir sıkıntımız daha var. Denizel alanda kiralama yapma için şimdi ödenek istedik, ödenek aldık, denizde de artık kontrole çıkacağız. Denizdeki durumu bilmiyoruz, henüz denizin kontrolünü yapamamıştık. O kontrolü yapmak için de eleman gerekiyor. Tabi, biyolog olması gerekiyor. Özellikle bu kontrolleri sağlamak için teçhizat gerekiyor. Bu teçhizat ölçüsünde de gerekli kontrollerin yapılması yeterli gözüküyor.

 

Sayın Tanrısever, bütün bu ifade ettiğiniz beklentiler, yapılanlar, yapılması gerekenler bağlamında Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’ni ve proje kapsamında gerçekleştirilenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?  

 

Proje 2009 yılında başladı ve başlamasıyla bizim açımızdan bir sevinç kaynağı oluşturdu. “Neden” derseniz, biz gerçekten, korunan alanları sadece karasal kesimde düşünüyorduk. Fakat denizel kesim, hakikaten çok önemli, biyolojik çeşitliliğin olduğu yerler. Bu projenin, biyolojik çeşitliliğin korunması açısından, hatta iyi ve planlı bir şekilde kullanımı açısından bir yarar getireceğine inanıyorum. Özellikle ekonomik faaliyetleri geliştirici olması açısından; o yerdeki insanların, o yöredeki insanların da kalkınmasına katkıda bulunacak faaliyetlerin olması, onları uyandırmak, onlarla toplantılar düzenlemek, onlarla bir paydaş olarak bir şekilde hareket etmek onların fikirlerini almak, onların düşüncelerinden yararlanmak çok faydalı olacaktır diye tahmin ediyorum. Bu aşamada, gelişme planındaki veya Tabiat Parkı’ndaki olumsuzlukların, kurumsal açıdan ve paydaşların katılımıyla giderilebileceğine inanıyorum. Projenin, çok yerinde bazı tespitlerde bulunmuş olmakla birlikte, hemen hemen çoğu denizel alanların gelecekteki kuşaklara aktarılabilmesi için önemli bir altlık oluşturacağına inanıyorum. Bu projenin sağladığı faydalarda güçlü bir kıyı ve deniz alanları tespiti yapılması ve bu tespitlerin nitelikçe artmış olmasının, Türkiye’nin çok önemli bir kazancı olduğuna inanıyorum.

 

Bu yıl içerisinde Ayvalık’ta Denizel Biyolojik Çeşitlilik Çalışması yapılması planlanıyor. Bu konuda bir öneriniz olacak mı?

 

Benim önerim şu; sadece Tabiat Parkı çevresindeki alanda kısıtlı kalınmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun, Tabiat Parkı’nın çevresiyle de ilgili olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı kısımlar, mesela mercan adalarının olduğu yerlerin bir kısmı, Tabiat Parkı’nın dışında ama Tabiat Parkı’nın çevresinde olduğu için onu etkileyen, onu destekleyen önemli unsurlardan bir tanesi. O bakımdan da çevresinin de araştırılması gerektiğine inanıyorum. Bunun dışında, bu projenin çok olumlu olacağına inandığım için, bu şekilde devam etmesini isterim.

 

Açıklamalarınız ve verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim.